2 Temmuz 2013 Salı

Nina'ya Mektup

Merhaba Nina !

Çok sarhoşum Nina, sarhoşluktan öteye ziyadesiyle yorgunum… kıvrılıp bir köşeye hiç uyanmamacasına uyuyasın var !

Yorgunum Nina !
Yüküm düş’ümden ağır… yüküm bedenime ağır geliyor ve eziliyorum..
Ahh Nina !

Bu nasıl bir hazirandı Nina ? ezip geçti beni,görüyor musun..?
Hep mi ağır gelir haziran yoksa biz mi hep haziranlarda eziliriz !
Biliyorum “haziran’da ölmek zor” diyeceksin şimdi ama, a güzel insan “temmuz’da kolay mı?” Hziran’ın yükünü Temmuz’a taşımak kolay mı sanırsın..?
(sahi içki miydi bütün kötülüklerin anası olan yoksa sigara mıydı? Gerçi ne fark eder ki hepsini dolu dolu çekerken…)

Temmuz sıcakları bastırdı Nina ! yakıyor…
Sıcaktan mı boğuluyorum yoksa boğulduğum için mi sıcaklar bu kadar yakıyor, kestiremiyorum…

Her şey aşılır da hiçbir şey bilinmezmiş Nina ! sahi öyle mi..?
Bilmek istemiyorum Nina, hissetmek istemiyorum-cehennemi yaşamak istemiyorum-
“ insanın dili boynuna kement olur mu” demiş ya şair, sahi insanın hisleri yaşamına kement olur mu Nina ?
Cevap ver bana Nina, ne olur konuş bana…

“dağılmış Pazar yerleri gibi”yim Nina !
Bıraksan darmadağın, toplasan bana dair hiçbir şey kalmayan…
Vatanıma benziyorum Nina, olmayan vatanıma..!
Dağları gibi sert ve asi, yaylaları gibi naif ve kırılgan ve nehirleri gibi inatçı ve duygusal…

Neyse Nina !
Başımı koyup “memleketime” sessiz ve usulca gözlerimi kapadığımı hayal ediyorum…
Kim bilir başka bir ‘acı’da belki yine hatırlar ve yazarım sana…

Hoş’ça-kal…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder