9 Temmuz 2013 Salı

Nina'ya (ikinci) Mektup

‘Sevgili’ Nina…
İnsanların isimleri karakterlerine yansırmış derler; Nina sen gelmeyecek ve olmayacaksın, biliyorum…
Acı’larımın tarihi senin kütüğüne kayıtlıdır,bundandır kopamamam senden… tanımıyorum belki seni Nina, biliyorum, çünkü ayakkabılarınla dolaşmadım senin; tarihle yaşıt olsam da kesişmemiştir acılarımız tarihin hiçbir kesitinde…
Kopamamam senden; tanımaktan değil; bilmemdendir varlığını…

Ahh Nina !
Yaşıyoruz işte tarihimizi ve yaratıyoruz tarihimizi yaşanmışlıklarımızla…
Şair “ çünkü ben ey derim ve severim ey demeyi bilenleri” dediği gün, basmıştır yüreğime sözcükleriyle… çünkü kolay değildir “ey demeyi” bilen olmak !
Ama sevmem, kaleminden mürekkep dil’inden kan damlayanları…

(Güzel Nina!
Kaç insanın kasıklarından ‘can’ damlar ki ve insan özlemez mi can damlayan kasıkları…)

Merak ediyorum Nina!
“hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de” ya da sessizliğimize suskunluğumuza aldanıp bizi kirletmeye çalışan alçakların bize sıçrattıkları pisliklerine mi bakıp bakıp hüzünleneceğiz…

Ses ver Nina!
Kendimi “birbirleriyle konuşan iki insan” şizofrenisinde kaybetmek istemiyorum…

Biliyorum Nina;
“ne desem kendime söylüyorum; insanın tarihi yalnızlık” ne de olsa… Olsun ama Nina, “maskelerini kuşanıp yalanlarını çoğaltan” insanlar gibi kendimin mezarı olacağıma, varsın yalnızlığıma gömüleyim..!

Nina!
Ben hep burada mı yaşadım, burada mı tükettim ömrümü yoksa burada doğup büyüdüm de büyük kentlerin, paranın, orospulukların cezp edici ışıklarının davetine dayanamayıp çekip gittim de yine bir gün dölümü, son dölümü ve son çırpınışımı tüketmek için ve belki de ölmek için buraya mı döndüm tekrar..?
Bu basit bir şey değil Nina’m.. anadilini unutmak, anadilinle birlikte ‘ana acılarını’ unutup yanılsamalara boyun eğmek !

Ahh Nina; ölüm gibi, cehennem gibi bir şey bu…
Sana neden yazıyorum ya da neden sana yazıyorum Nina! Ya da sana ‘benzerim’ mi demeliyim bilmiyorum..
Sanıyorum buluyoruz birbirimizi … Kazazedeler, sürgünler, vurulmuşlar, vurgun yemişler, atılmışlar, yadsınmışlar, ötekiler ve lanetliler olarak..!

Hoş’ça-kal Nina; dil’imden kan damlamadan,gitmeliyim artık…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder